Teoman Öztürk anılıyor - Adana UlusAdana Ulus

14 Haziran 2021 - 08:13

Teoman Öztürk anılıyor

Son Güncelleme :

06 Temmuz 2013 - 11:53

Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) ölümünün 19. Yılında eski başkan Teoman Öztürk için çeşitli anma etkinlikleri düzenledi.

teomanozturkTMMOB tarafından Ankara’da yaptırılan Teoman Özdtürk Öğrenci evinin açılışı 11 Temmuz’da törenle yapılacak. TMMOB aynı gün Karşıyaka Mezarlığında anma yapacak. Teoman Öztürk anısına Ankara’da yaptırılan 300 öğrenci kapasiteli öğrenci evinin açılışında ise “Her Yer Direniş Her Yer Taksim Formu”  tarafından da etkinlik düzenlendi.

Birgün Gazetesi tarafından ölümünün 18. Yılında Teoman Öztürk’ün kızı ile yapılan röportaj:

19 YIL OLDU

Kars’ta başlayıp 54 yıl sürecek ve mimar-mühendis örgütlerin bayrağı olan bir hayat yaşadı Teoman Öztürk. Tam 18 yıl önce henüz 54 yaşındayken 11 Temmuz günü sevdiklerinden ayrılmış.

Başkan Teoman Öztürk’ü kamuoyu, okurlarımız arkadaşlarından çok dinledik. Ama bir kez de onu en sevdiklerinden, kızlarından dinleyelim istedik. Elif ve Aslı bize,baba ve arkadaş Teoman Öztürk’ü anlatsın istedik.

Elif babasının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını duyduğu kadarı ile, “Keskin politik tutum alışların olmadığı, aydın fikirli bir aile ortamında büyüdü. Dedemin o yıllara göre ciddi bir kütüphanesi var. Kumaş kaplı orijinal klasik kitaplarla dolu bir kütüphane” diye anlatıyor.

Anadolu’nun birçok ilini dolaşmış Teoman’la Aylin in kaderi İstanbul’da kesişiyor. O kentte evleniyorlar. Ama öykünün geçtiği gerçek mekân Ankara olmuş.

Aslı, ailenin Ankara’ya gelişini anlatırken, “Sanırım babamın işi ve sonrasında askerliği ile ilgili Ankara’ya geliyorlar. Annem hep İstanbul’a dönmek istemiş. Ama ailemiz 1965 yılından bu yana hep Ankara’da. Biz de Ankara’da doğduk. Anılar, kurulan ilişkiler kente bağlıyor insanı. Annem de daha sonra vazgeçmiş İstanbul sevdasından” diye anlatıyor.

TMMOB’LU YILLAR

70 li yıllarda bir toparlanma süreci başlar. Uzun ve özverili çalışmaların sonunda 73 te TMMOB Genel Kurul’u toplanır. Genel Kurul sonrasında Teoman Öztürk başkan seçilir. Bu yıllar ve sonrası tüm yaşanılanlar Elif ve Aslı’nın tanıklığı ile de geçer aslında. Elif, “Daha o yıllarda etrafımızda neler olup bittiğini fark ediyorduk. Eve gelenler, konuşulanlar çok farklıydı. Ben de genellikle salonda o sohbetlerin ortasında yerimi alıyordum” diyor.

Aslı, o günlerde evlerinin trafiğini anlatırken, “Ben 1980’den önce evde hiç dört kişi oturup akşam yemek yediğimi hatırlamam. Mutlaka birileri vardı evimizde. Bu trafik hiç bitmedi. İşte ve sokaktaki bu gerilime rağmen bu eve hemen hemen hiç yansımadı ” diyor.

Elif, “Çok küçük önlemler hatırlıyorum. Geceleri perdelerin kapalı tutulmaya başlanması mesela. Önlem olarak hatırladığım diğer bir şey de okula yalnız gitmediğimizdir. Yaşıtlarımız kendi başlarına giderdi. Sabah, babam bizi öğretmene teslim eder, akşamları annem alırdı. Bir de babam bazı geceler balkona çıkıp “hadi artık gidin” dediğine tanık olurdum. Genç arkadaşlar bazı kritik günlerde nöbet tutuyorlardı sanırım” diyor o yıllara dair.

19 EYLÜL GECESİ EVE GELMEDİ

Kaotik bir ülke, çok yoğun bir baba ve mutlu bir aile. Bu işte bir tuhaflık vardı. Biz de merak ettik sorduk. Peki bu kargaşada hiç mi yokluğunu hissetmediniz babanızın?

Önce Aslı anlattı: “Yatacağımız saatte mutlaka evde oldu. Hafta sonları hep birlikte olurduk. Botanik parka çıkardık. Hayvanat bahçesine çok giderdik. Uzun tatillerimiz çok olmadı. Ama çok keyifli kısa tatillerimiz de oldu. Bir keresinde beş günde bütün Akdeniz’i dolaştık.”

Ve Elif devam etti: “Ankara‘da olup da eve gelmediği bir gece vardı. O da 19 Eylül’den bir önceki gece. Eylem öncesi tedbir olsun diye başka evlerde kalmışlar. O gece evimiz polisler tarafından birkaç kez ziyaret edildi.”

İLK AYRILIK CEZAEVİ

Teoman Öztürk,ailesinden ilk ciddi ayrılığı 19 Eylül eylemi ile ilgili kararın kesinleşmesinden sonra yaşar. Eylemi örgütleyen diğer yöneticiler gibi Ulucanlar Cezaevi’nde 1982 yılında iki ay misafir edilir. Ama daha zor ve korku dolu geçen ayrılık DİSK yöneticileri ile yargılandığı dava olur. 1982 ve 83 yılları cezaevinde geçer.

O günleri sorduğumuzda Elif, “benim için çok zordu” diyor ve ekliyor: “Cezaevi dönemini ben kendi adıma sıkıntılı yaşadım. O, çok planlı gitti, bizi de hazırlamıştı. Yapılan işler doğruydu. Bedel ödemek gerekirse ödenecekti. Bunu bilmemize rağmen çok özledik. Doğum günü kutladığımız gece kapı çalındı. Hapisten görülmüştür damgalı bir telgraf geldi. Babam doğum günümü kutluyordu.”

DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ YAŞADI

İki kardeş babalarını “Hep düşündüğü gibi yaşadı” diye anlatıyor. Demokrasi ve dayanışma, hayatının temel prensibi olmuş Teoman Öztürk’ün.

“Asla otoriter değildi” diyor Elif, “Evde demokrasi kuralları işliyordu. Oylama yapıyorduk ve annem hep 3’e 1 kaybediyordu. Ben bağırdığını bile hatırlamam. Sürekli anlatır ikna etmeye çalışırdı. Basit örneklerle anlatırdı. Konuşmanın son cümleleri ‘Bence doğrusu böyle, ama sen bilirsin’ diyerek biterdi.”

İKİ KEŞKE: YAZMAK ve FETHİYE

Teoman Öztürk dolu dolu 54 yıl geçirdi. Çok önemli tarihsel süreçlerde roller oynadı. Neler eksik kalmıştı acaba? Neler yapacaktı.

Elif: “Çok önemli süreçlerin tanığıydı. bu süreci kendi gözü ile yazmalıydı. Bunu istediğini de biliyorum. Çok sıkıştırdığımda “Başladım, yazıyorum” demişti. Ölümünden sonra sadece başlıkların olduğu notlar buldum. Bunu yapamaması, kendi gözü ile anlatamaması haksızlık.”

Aslı: “Fethiye’yi çok severdi. Orada dostları vardı. İlk hastalığı sırasında Numune’de tanıştığı Dr. Erol abi ile iyi dostluğu oldu. Erol abi eşi ile Fethiye’ye yerleşince babam gitti. Oralarda güzel başka dostlukları da oldu. Kaya köyünü çok seviyordu. Oraya yerleşip kitap yazacağım diyordu. Fethiye ve yazmak iki keşkesi sanırım.”

GİDEN KEYİFLİ BİR DOSTTU

Geleceğe, güzel günlere dair umudunu hiçbir zaman kaybetmedi. Teoman Öztürk. Herkes gibi zor dönemler geçirdi. Hapisler, hastalıklar, yaşanan dost ölümleri. Belki de hepsi birden yordu vücudunu.

Elif, “Çok güler çok eğlenirdik. Arkadaşlarımız eve gelince bayılırdı. ‘Sazınızı,gitarınızı alın’ derdi. Üç istek şarkı asla değişmezdi. Eşeği saldım çayıra, başın öne eğilmesin ve eşkıya dünyaya hükümdar olmaz mutlaka söylenirdi. O ciddi görüntüsünün altında sıcak ve çok keyifli biri vardı.”

Söyleşide son sözü Aslı söyledi: “Çok erken ve zamansız gitti”. Teoman Öztürk ölümünün 18.
yılında anıldı! TMMOB’nin 1973-1980 dönemi başkanlığını yapmış olan Teoman Öztürk ölümünün 18. Yılında bir dizi etkinlikle anıldı. Karşıya Mezarlığındaki Anıt Mezar’da anma düzenlendi. Anma etkinliğinde konuşan, TMOB Başkanı Mehmet Soğancı “Tüm baskı ve saldırılara karşı, mücadeleyi sürdürerek, birlik anlayışını hayata geçirenleri, örgütlenmeyi güçlendirenleri, bilim ve tekniği halkın hizmetine sunma anlayışını yerleştirip, geliştirenleri, birikimimizi yaratanları Teoman Öztürk‘le birlikte saygıyla anıyor ve bıraktıklarını sürdürme ve geleceğe taşıma kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz” dedi. Anmanın ardından TMOB ve Yeni Mahalle Belediyesi tarafından Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde yaptırılacak olan öğrenci evi ve sosyal tesislerin temel atma törenine geçildi. Yeni Mahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Barınma sorunu yaşayan öğrenci kardeşlerimizin hizmetine bu tesisi 13 ay içerisinde açacağız.” dedi.

8-7 MÜCADELE KAZANDI

Yaptığı her işi severek ve büyük bir titizlikle yapan Teoman Öztürk için TMMOB günleri de farklı olmadı. Başkan seçildiği ilk kongre öncesini “Bana odunu aday yapsak kazanır. Seni aday belirledik dediler. Kazandım” diye anlatıyordu. Ama her şey bu kadar kolay olmamıştı. İlk kongreyi 8-7 kazanmışlar ve o yıl yapılan her toplantı kararı neredeyse aynı oyla sonuçlanmıştı. İlk toplantıda yaşanan üç saatlik tartışma bunların en önemlisi idi. Tartışmanın konusu sonuç bildirisinde geçen “Mücadele” sözcüğüydü. Sağ tandaslı oda temsilcileri mücadele sözcüğünü sert buluyorlar ve bildiriden çıkmasını istiyorlardı. Uzun süren tartışma sonucu Mücadele sözcüğü bildiriye girdi. Teoman Öztürk o süreci “8-7 mücadele kazandı” diye tanımlamıştı. Mitinglerde TMMOB bayrakları ile yürüyen Teoman Öztürk’ün ak saçlı mücadele arkadaşlarının hemen arkasında genç bir mühendisler ordusu beliriyordu. Kırmızı bisiklet hepimizin Elif: Aslı ile ben babamı çok sıkıştırdık ve bir bisiklet aldırdık. Kırmızı bir bisiklet. Pazar günü sokağa çıktık. O zaman sokakta bisiklet yok. Çocuklar da geldi. Önce Aslı bindi. Bisiklete binmeyi bilmediğimiz için babam arkadan tutarak sokakta koşturarak gezdirdi. Sonra ben bindim. Babam yine arkamızda. Benden sonra tekrar Aslı binecekti ki; “Hayır sıradaki gelsin” dedi. Mahallenin tüm çocuklarını arkasında koşturarak gezdirdi. Tüm çocuklar onunla bisiklet kullanmasını öğrendi. Daha sonraki yıllarda mahallede çok bisiklet oldu. Ama bizim Kırmızı Bisikletimiz herkesin bisikleti olmaya devam etti. Ne zaman arızalansa bir çocuk kendi bisikletinden sağlam parçayı çıkarıp ona taktı. Bisiklete sahip çıktı.”(BİRGÜN GAZETESİ)

 

8-7 MÜCADELE KAZANDI

Yaptığı her işi severek ve büyük bir titizlikle yapan Teoman Öztürk için TMMOB günleri de farklı olmadı. Başkan seçildiği ilk kongre öncesini “Bana odunu aday yapsak kazanır. Seni aday belirledik dediler. Kazandım” diye anlatıyordu. Ama her şey bu kadar kolay olmamıştı. İlk kongreyi 8-7 kazanmışlar ve o yıl yapılan her toplantı kararı neredeyse aynı oyla sonuçlanmıştı. İlk toplantıda yaşanan üç saatlik tartışma bunların en önemlisi idi. Tartışmanın konusu sonuç bildirisinde geçen “Mücadele” sözcüğüydü. Sağ tandaslı oda temsilcileri mücadele sözcüğünü sert buluyorlar ve bildiriden çıkmasını istiyorlardı. Uzun süren tartışma sonucu Mücadele sözcüğü bildiriye girdi. Teoman Öztürk o süreci “8-7 mücadele kazandı” diye tanımlamıştı. Mitinglerde TMMOB bayrakları ile yürüyen Teoman Öztürk’ün ak saçlı mücadele arkadaşlarının hemen arkasında genç bir mühendisler ordusu beliriyordu.

Kırmızı bisiklet hepimizin

Elif: Aslı ile ben babamı çok sıkıştırdık ve bir bisiklet aldırdık. Kırmızı bir bisiklet. Pazar günü sokağa çıktık. O zaman sokakta bisiklet yok. Çocuklar da geldi. Önce Aslı bindi. Bisiklete binmeyi bilmediğimiz için babam arkadan tutarak sokakta koşturarak gezdirdi. Sonra ben bindim. Babam yine arkamızda. Benden sonra tekrar Aslı binecekti ki; “Hayır sıradaki gelsin” dedi. Mahallenin tüm çocuklarını arkasında koşturarak gezdirdi. Tüm çocuklar onunla bisiklet kullanmasını öğrendi. Daha sonraki yıllarda mahallede çok bisiklet oldu. Ama bizim Kırmızı Bisikletimiz herkesin bisikleti olmaya devam etti. Ne zaman arızalansa bir çocuk kendi bisikletinden sağlam parçayı çıkarıp ona taktı. Bisiklete sahip çıktı.”

takipçi satın al