ZİNDAN DUVARLARI - Adana UlusAdana Ulus

19 Eylül 2021 - 13:07
izmir escort

ZİNDAN DUVARLARI

ZİNDAN DUVARLARI
Son Güncelleme :

29 Mart 2020 - 21:47

(11 bin 157 gazeteci işsiz 91 gazeteci cezaevinde. Belki siz bunu okuyuncaya kadar daha da artmıştır.)

Faruk Nafiz Çamlıbel…1898’de İstanbul’da doğdu . Doktor olmak istiyordu ama tıp eğitimini yarım bıraktı, gazeteciliğe başladı.  Öğretmenlik yaptı. Kayseri Lisesi, Vefa Lisesi, Kabataş Lisesi ve Amerikan Kız Koleji’nde.

Devrin egemenleri Ankara’daki bir otel odasına tıktılar onu. “İdeolojimize uygun tiyatro eseri yazacaksın,” dediler. Yazdı: Akın, Özyurt, Kahraman. Ama sağlığı ciddi şekilde bozulmuştu. Dört ayda 25 kilo verdi. 

1946’da İstanbul’dan milletvekili seçildi. 1960 darbesinde Yassıada’ya gönderildi. 16 ay yattı, boşu boşuna. Bunca yıllık hizmetinin ve şairliğinin hesabını mahkemede vermek çok ağırına gidiyordu. Han Duvarları geldi aklına. Dört günde yazmıştı Han Duvarları’nı, Şimdi ise Zindan Duvarları’nı yazma zamanıydı. Vakti boldu. Önce olduğu yeri tanımladı:

Bilmiyor gülmeyi sakinlerinin binde biri;
Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada.
Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür;
Mavi bir gözde elem katresidir Yassıada.

Olmayan suçun savunulması, işlenmemiş suçun ispat edilme zorunluluğu yok mu?   Mahkeme huzuruna çıkarılmayı ölene kadar hazmedemedi. Kırılan kalbin tamiri mümkün değildi.

Evler yıkılır, köyler olur hâk ile yeksân,
Virân yeri birkaç yıla varmaz onarırlar.
Yalnız şu gönül mülkü harap olmaya görsün;
Tamire yetişmez onu dünyada asırlar.

Ne konuşulur zindanda? Neyi düşünür insan? İstesen de başka bir şey gelmez ki akla. Hayatta olmak yaşamak değildir bazen. Yaşarken de ölüdür. Dolaşır durur beyninde o düşünce:

Gün doğar, sohbetimiz yalnız ölümdür adada,
Gün batar, uykuda rüyâmız ölümdür yalnız.
Derseniz: Böyle cehennem mi olur dünyada?
Çok değil, bir gecelik bizde misafir kalınız.

Ne yaparsan yap güneş batacak, akşam olacak, karanlık basacaktır. Uyumalıdır insan ama kolay mı ki? Güzünü kapattığın zaman uyusan, rüyaların gönlünce değildir.

Gece zindanda Yusuflar sıralanmış yatıyor,
Yüzlerinden okurum sapsarı rüyâlarını…
Kimi sehpâda görür kendini, çarmıhta kimi,
Ve ararlar yine zindandaki dünyâlarını…

İnsan nasıl hisseder kendini böyle bir ortamda? Şair ruhu özgür olmalıdır. Ufku sonsuz olmalıdır. Düşünceleri sınırsız olmalıdır. Dostları, sevdikleri sayısız olmalıdır. Yaşadığını hissetmelidir şair. Hissetmezse yaşıyor saymaz kendini.

Ya gezen bir ölü, yahut gömülen bir diriyim,
Mumyadır canlı da, cansız da bu kabristanda.
Gömdüler ruhumu yüz bir sene mahkûmu gibi.
Cismim ayrılsa da ruhum kalacak zindanda.

Mantık ağır basar sonunda. Kendine gelir şair. Direnmelidir. Teslim olmak yoktur.  Dememiş midir, Koca Fikret;

“Evet, sabah olacaktır, sabah olur,

Gecelertulû-i haşre kadar sürmez.” 


Tabi ki sürmeyecektir. Hiçbir zulmün ömrü ebedi değildir. Ve haykırır:

Varsın seni ömrünce azabın kolu sarsın
Şâir! Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın!

EVET, BÜYÜK USTA…

  • SEN HALA YAŞIYORSUN VE EBEDİYEN DE YAŞAYACAKSIN.
  • PEKİ, SENİ O ZİNDANA SOKANLARIN ADINI BİLEN VAR MI?

NOT: Şiirin aslı uzun. Ben sizleri yormamak için sadece birkaç kıtasını alarak yorumladım. Aslını kolayca bulabilirsiniz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

was ist sperrmüll

Mersin escort Akdeniz escort Anamur escort Aydıncık escort Bozyazı escort Erdemli escort Gülnar escort Kızkalesi escort Mut escort Silifki escort Tarsus escort Toroslar escort Yenişehir escort call girls abu dhabi berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri link

takipçi satın al