Ziya Paşa - Adana UlusAdana Ulus

26 Ekim 2021 - 21:09

Ziya Paşa

Ziya Paşa
Son Güncelleme :

23 Ağustos 2012 - 1:26

Bir sınavda “ Bonus Sorular” adı altında Adana’ya dair sorular sormuştum. Bunlardan bir tanesi de Ziya Paşa ile ilgiliydi ve Ziya Paşa’nın mezarının bulunduğu yeri sormuştum. Maalesef 300’ü aşkın üniversite öğrencisinden sadece 10’a yakını bu soruya doğru yanıt verebilmişti. Adana’da yaşayıp Ziyapaşa bulvarını duymayan, bilmeyen yoktur. Yine Adana’da yaşayıp Küçüksaat, Büyüksaat, eski vilayet yönünde otobüsle, dolmuşla seyahat etmeyen nerdeyse yok denecek kadar azdır. Büyük saati geçer geçmez yolun sol tarafında Ziya Paşanın karakteri gibi biraz mahzun, biraz kederli ve sessiz bir park, parkın içinde bir anıt mezar size bakar ve görülmeyi bekler. Bu mezar büyük şair, yazar ve eski Adana Valisi Ziya Paşa’ya aittir.
Peki, Kimdir Ziya Paşa?
Biraz daha yaşam hikâyesine bakalım
Ziya Paşa; 1825 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Galata Gümrüğü’nde katiplik yapmaktaydı. Bir yandan Beyazıt Rüşdiyesi’ni bitirirken diğer yandan özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi. Otuzlu yaşlarında güvenini kazandığı Reşit Paşa’nın yardımıyla sa¬raya katip olarak girdi. Bu dönem Fransızcayı öğrendiği ve ilerlettiği dönem oldu. Fransızcayı öğrenmesi ona batı dünyasını yakından takip etme ve batı edebiyatının örneklerini okuma, çevirme şansı verdi.

Meşrutiyet yönetimini ger¬çekleştirmek üzere kurulan Yeni Osmanlı Cemiyeti’ne girmesi ve toplantılarına katılmasının haberleri bir süre sonra saraya da ulaştı. Ali Paşa’nın sadrazamlığı sırasında saraydan uzaklaştırıldı; Kıbrıs Amasya mutasar¬rıflıkları ile Meclis-i vala üyeliği gibi memur¬luklarda çalıştı. İkinci kez Kıbrıs muta¬sarrıflığına atandı ve İstanbul’dan uzaklaştırılmak istendi. Ziya paşa bunun üzerine Namık Kemal’le birlikte Paris’e kaçtı. Ziya Paşa ve Namık Kemal’i taşıyan Frensie Vapuru Sarayburnu’dan Marmara’ya geçerken Ziya bey İstanbul’a bakar ve ardında bıraktıklarını düşünerek
“Vatan me’luf olanlar bu sebep terki diyar etmez Zaruretsiz cihanda kimse gurbet ihtiyar etmez.” beyitini okur.
Paris günlerini Londra günleri takip eder ve Yeni Osmanlıların muhalif yayın organı olarak burada Hürriyet Gazetesini Mustafa Fazıl Paşa, Namık Kemal ile beraber çıkarırlar. Ziya Paşa, Namık Kemal gazetede zaman zaman farklı düşüncelerde yazılar yazsalar da ikisinde de ortak olan yan Montesquieu, Rousseau, Voltaire gibi Fransız devrimci yazarlarının yoğun etkisinin görülmesidir. Bu etki yazdıkları makale ve şiirlerinde ana tema olarak zulme, haksızlığa, hırsızlığa. geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadele verme şeklinde yansır. Bu anlamda o güne kadar yaygın kabul gören “sanat için sanat” anlayışı yerine “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.

Londra günlerini kısa süren Cenevre günleri takip etti ve Ziya Paşa, Ali Paşa’nın ölümü üzerine İstanbul’a 1871 yılında geri döndü. Abdülaziz’in tahttan indirilmesin¬den sonra 1876’da Maarif müsteşarı oldu. Abdülhamid döneminde de Yeni Kanun-ı Esasi (anayasa) nın hazırlanmasında yine Namık Kemal ile beraber görev aldılar. Ancak yeni kurulacak meclise halk tarafından milletvekili seçileceği söylentileri gazeteler tarafından da dile getirilmeye başlanınca bu durumdan hoşlanmayan saray 1877’de Vezir rütbesi vererek Ziya Paşa’yı Suriye Valiliğine tayin etti. Bir anlamda rütbe verilerek İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Suriye’nin o dönemki durumu çok karışıktı. Bir yandan Arap, Dürzi, Maruni gibi unsurlar diğer yandan dinsel açıdan Müslümanların, Hıristiyanların ve Musevilerin yoğun çekişmesine sahne olmaktaydı. Ziyapaşa düzen sağlamaya çalışırken bu grupların hiç birine yaranamadı. Görevden alınması için yerli yabancı unsurlar baskı yaptılar ve Suriye Valiliği sadece 3,5 ay sürdü.
Ziya Paşanın daha sonraki valilikleri de çok uzun sürmeyecekti. Suriye sonrası atandığı Konya Valiliğe de ancak bir yıl sürdükten sonra 1878 yılında Adana Valiliğine tayin edildi. Adana’ya yorucu bir yolcukla geldi ve hemen ertesi günde sabah Türk memurların öğleden sonra yabancı devlet konsolosluklarının ve azınlık temsilcilerinin tebriklerini kabul ederek göreve başladı. Göreve başladığı ilk Cuma günü halk geçeceği yolu doldurmuştu ve Ziya Paşayı görmek istiyordu. Ulu Cami imamı ve müezzini camide Ziya Paşa’ya ayrı bir yer ayırarak oraya da ipekli seccade serdiler. Ziya paşa ayrılan bu yere gitmedi ve cemaatle beraber saf tuttu. Görev süresince kamu hizmeti sunan memurların iyi yetişmesine dönük faaliyetlerde bulundu. Devlet dairlerinde açılan Fransızca kurlarına katılımı zorunlu tuttu. Ders vermek üzere hocalar İstanbul’dan Adana’ya getirildi. Memurlar kurslara sabahları işe başlamadan önce gidiyorlardı. Bu dönemde Seyhan nehri üzerindeki Seyhan köprüsü ve Ceyhan nehrinin üzerinde bulunan Misis köprüsünün tamiri gerçekleştirildi. Yerel basına öncülük etti, vilayet maatbasının kurulmasını sağladı. Gülek nahiyesinde bir Rüştiye mektebi açtırması o dönem için sıra dışı bir olaydı. Belki de Ziya Paşa’nın Adana’ya damga vuran hamlesi Tiyatro yoluyla oldu. Tiyatro binası inşası emrini verdikten hemen sonra burada oyun sergilenmek üzere İstanbul dan bir heyet getirdi. Tiyatro’da oynanmak üzere Fransızcadan piyes tercüme etti. Sıra dışı bir şekilde oynanacak oyunların provalarına bile katıldı. Memurlara tiyatro izlemeleri mecbur tutulurken halka bu şekilde örnek teşkil edeceği düşünülüyordu. Ancak her yenilik gibi Ziya Paşanın bu yenilikçi hamlesi de zaman zaman tepkiyle karşılandı ve hakkında yazılar yazıldı. Hatta ölümünden sonra bile bu tiyatro konusundaki harcamalar soruşturmaya konu oldu.
11 Ay 27 gün Adana valiliği yapmasına karşın Adanalıların saygınlığını kazanmayı başarmıştı. Adana Valiliği yaşam mücadelesinde olgunluk dönemini yaşadığı ama bir o kadar da fiziksel olarak yıprandığı ve sağlık sorunlarıyla uğraştığı döneme denk gelmişti.
1880 baharında hastalığı ilerledi. Mayıs ayı başında yatağa düştü ve son on beş gününde evden bile çıkamadı. 17 Mayıs 1880’de ikindi üzeri yaşama gözlerini yumduğunda Adana’dan İstanbul’a uzanan geniş coğrafya’da çok insan derin bir üzüntü yaşadı. Adanalıların kalabalık katılımı ile Ulu Cami mezarlığına gömüldü. Uzun maceralı, yorucu bir yaşam Adana Valisi sıfatıyla son bulmuştu. Öldüğünde Ziya Paşa’nın cüzdanından çıkan bir altınla üç mecidiye para geriye bıraktığı tek servetti. Zaten bir beyitinde de bugünkü dile çevirirsek şu anlama gelen sözleri anlamlıdır.

Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez
*-*-*

Seyretti havâ üzre denir taht-ı Süleyman (Süleyman’ın tahtı hava üzerinde uçuyordu derler)
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde (o muazzam saltanatın bile yerinde şimdi yeller esiyor)

Aradan yıllar geçse de bugün bizler Ziya Paşayı anıyorsak, anlatma gereği duyuyorsak çağının ötesinde attığı adımlar içindir. Yazımıza Ziya Paşa’nın özlü sözüyle son verelim.
Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz (Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz) Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde (bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür)
Adana’nın idareci sıfatıyla ve daha da önemlisi şair ve yazar yönüyle de kentine hizmet vermiş olan ve Ziya Paşa’ya yakışır anmalar, etkinlikler düzenlemelidir. Anıt mezarın olduğu alan, gece, gündüz gezilebilir, daha çok bilgilendirici , yerli yabancı turistler için cazip bir alan haline getirilmelidir. Adana’da çağdaş tiyatronun kurucusu olan Ziya Paşa adıyla anılacak bir tiyatro kurulmalı ya da aynı isimle anılacak tiyatro festivali düzenlemelidir. Adana Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini atan bu şaire, özgürlükleri savunan, yenilikçi olan fikir ve devlet adamına sahip çıkacak kadar kadir, kıymet bilecek insanların şehridir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.