İfral TURGUT

Tarih: 25.01.2026 19:31

ASLAN AKER ŞVAYK VE TEĞMEN ÇELEBİ

Facebook Twitter Linked-in

 

 

Önce kısa hatırlatmalar: 

 

Şimdi “Aslan Asker Şvayk.”

Jaroslav Hašek’in romanı. Saf, hatta aptal bir askerin maceralarını anlatıyor. Şvayk, I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ordusunda gönüllü bir asker. Aşırı derecede itaatkâr, görünüşte saf ve aptal, emirleri harfiyen yerine getiriyor. Ya gerçekten saf biridir ve sistem onun saflığı karşısında çöker; ya da bilerek aptal rolü yapan ve otoriteyi kendi silahıyla vuran biridir.

Şvayk tipi, yalnızca I. Dünya Savaşı’nın Avusturya-Macaristan ordusuna ait değildir. O tip, aklını askıya almış her düzenin doğal ürünüdür. Bu yüzden Şvayk, Türkiye’ye yabancı bir karakter değil, aksine fazlasıyla tanıdıktır.

Şvayk’ın en büyük silahı düşünmek değil, itaat etmektir. Hem de nasıl itaat? Eksiksiz, tartışmasız, harfiyen ve körü körüne. Akılla değil  talimatla. Yanan ormanları söndürmek, depremde ölenleri kurtarmak için bile talimat bekleyecek kadar. Çünkü talimat kutsaldır.

Şvayk akılsız itaatin aklı nasıl yok ettiğinin bir örneğidir. Cesur  değildir. Zeki olduğunu

kanıtlamaya çalışmaz. Hatta çoğu zaman aptal görünür. Türkiye’de Şvayk’a benzer tiplerle sıkça karşılaşırız: Yönetmeliği ezbere bilen ama nedenini bilmeyen, talimatı uygulayıp sonucu sorgulamayan, “Yukarıdan böyle emir geldi,” diyerek işin içinden çıkan.

Peki, Teğmen Çelebi bir Şvayk mıdır? Evet ve hayır.

LAFI UZATMADAN AKLIMDAKİ SORUYU SORAYIM:


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —