Bugün günlerden pazar. Hava almak için balkondan etrafa bakınıyorum. Şehitler Parkı'ndan yürüyen insanları görüyorum ancak kalabalık gruplarından eser yok. İçimden can dostlarını (kedi ve köpek) gezdirenler nerede diye geçiriyorum.
Kentin en işlek Mavi Bulvardaki trafik akışından yoğunluk gözlenmiyor. İnsanlar eve kapanmış sanki. Hasta taşıyan ambulansların siren sesi de gelmiyor.
Park ve dinlenme alanları da sakin. Karşıdaki kahvehanede de her günkü kalabalık göze çarpmıyor. Dışardaki masalarda birkaç kişi oturmuş oyun oynuyor.
Hava az bulutlu. Güneş bazen bulutların arkasında gizleniyor. Rüzgar esintisi üşütüyor.
Etrafa bakınıyorum sessizlik hâkim. Sitenin yan tarafındaki büyük alışveriş merkezine girip çıkanlar var. Çoğunun eli boş çıktığını görüyorum. Gözlerime inanamıyorum.
Öyle anlaşılıyor ki, bırakın Merkez Bankası'ndaki rezerv miktarını ekonomi can çekişiyor. Milyonlar artı hesapla ayakta kalmaya çalışıyor. Merkez Bankası politika faizini düşürdü, fakat bankalar faiz indirimine gitmedi.
Kredi kartları patladı patlayacak. Kişi başına düşen ortalama borç 30 bin TL. Halk borçla yatar borçla kalkar oldu. İnsanlar gülmeye hasret kaldı.
Emekli, asgari ücretli, dul ve yetim açlık çekiyor. Minik bedenler okula aç gidiyor. Kirasını ödeyemeyen insanlar yapacakları yerleri olmadığından dolayı parklarda ve hastanelerin acil servislerinde geceliyor. Bir tabak sıcak çorbaya hasret kalıyor.
Diğer yandan yanlı yayın yapan televizyon kanallarının programlarını izliyorum. Canlı yayın programlara çıkan sözüm ona Uzmanlar ekonominin yolundan gittiğini, enflasyonun düşme eğiliminde olduğunu tekrarlayıp duruyor. Hem de milyonların gizlerinin içine baka baka. Bu Uzmanları izlerken kafam karışıyor.
Kendi kendime soruyorum: "Yahu halk kime inanacak? Pazarlarda artık sebze meyve toplayana mı, çöp konteynerlerinde ekmek arayana mı yoksa kirasını ödeyemediği için Ocak ayındaki soğuk havaya rağmen dışarda yaşama mücadelesi verene mı?
Yok..yok. en iyisi yandaş televizyon kanallarında ülkenin ekonomik yönden şaha kalktığını yüzü kızarmadan söyleyen "böyük" ekonomistlere inanmalı.
Televizyon kanallarından halkın gözlerinin içine bakıp ahkam kesmek kolay. Gelin çarşı pazarı gezin. Etiketlerdeki fiyatları görün. Sonra İnsanların nasıl nefes aldığını bikez olsun düşünün. Daha sonra ekranlara çıkın konuşun diyen de yok!
Türkiye'nin bir başka ciddi sorunu da siyaset dünyasındaki güven bunalımı. Liderler her geçen gün itibar kaybediyor. Parlamento çatısı altında yaşanan kavgalar toplumu düşündürüyor Parti Genel Başkanlarının açıklamaları halk nezdinde karşılık bulmuyor. Çünkü halk özellikle merkezi yönetime inancını yitirmiş görünüyor.
Ekonominin dümenini elinde bulunduranların sözlerinin bir kıymeti harbiyesi de kalmamış. Ülkeyi yöneten siyasal erk, gelin halkı daha fazla nefessiz bırakmayın.