İfral TURGUT

Tarih: 27.01.2026 21:21

İNSAN KENDİSİNE KARŞI DA SORUMLUDUR

Facebook Twitter Linked-in

İnsan, biyolojik bir varlık olanın dışında, düşünen, sorgulayan, anlam arayan ve bu arayışın yükünü omuzlarında taşıyan bir varlıktır. Her canlı gibi, doğar, büyür, yaşar ve ölür ama insanı insan yapan, bu doğallık içinde kendisine dönüp bakabilmesidir. İnsan, kendisine dışardan bakabilen tek varlıktır. Kendisi ile ilgili arayışları, “Ben kimim, neden buradayım ve ne yapmalıyım,” sorularına odaklanmalıdır. Bu soruların cevabı insanın kendisine karşı olan sorumluluklarının da cevabıdır.

İnsanın ilk ve belki de en önemli sorumluluğu, kendisini tanımaktır.   Duygularını, korkularını, zaaflarını ve yeteneklerini görmezden gelen kişi, başkalarına karşı dürüst olamaz. Kendisini tanımak; kusursuz olmak değil, kusurlarıyla yüzleşebilmektir. Bu yüzleşmeden kaçan insan, kendisini tanıyamadığı için hayatını başkalarının tanımlamalarına göre yaşar.

İnsanın bir başka görevi kendi aklıyla düşünmektir. Düşünmeden inanmak, sorgulamadan kabullenmek, başkalarının kendi yerine düşünmesine izin vermek, insanın kendisine ihanetidir. İnsanın bu ergin olmama hâli, Kant’ın ifadesiyle kendi düştüğü çukurun gerekçesidir. Aslında, aklını kullanmaya çalışmak, bireysel konforu bozmayı göze almak demektir. Günümüzde ülkemizin sorunlarının en büyüğü, bu konforunu feda etmeyen insanların toplumsal kararlarının hepimizin yaşam biçimine yön vermesidir.

Vicdan muhasebesi yapabilmek, evrimleşen insanın kendisine karşı en büyük sorumluluklarından biridir. İnsan, yaptığıyla yapması gereken arasındaki farkı hissedebilen bir varlıktır. Bu  farkın terazisi de vicdanıdır. Vicdanı körelmiş bir hayat, başarısı ne olursa olsun içten içe çürüktür.

Yalan, günümüz siyasetçilerinin günlük gıdası halin geldi. İnsan, başkalarını kandırabilir demek istiyorum ama bunların yalanları çocukların dünyasında olsa bütün ana-babalar telaşlanır.  “Mecburdum, başka çarem yoktu,” gibi gerekçelere sığınan insanlar, kendisine karşı böyle bir sorumluluğu olduğunun idrakinde bile değildir.   

İnsan, her zaman kendi hayatını kontrol edemez ama ona nasıl anlam vereceğini seçebilmelidir. Sürekli başkalarını suçlayan, kaderi her şeyin yerine koyan, kendine karşı sorumluluklarının bilincinde olmayan kişi, hayatını mağduriyet edebiyatıyla geçiriyor  demektir.

Hiç bir insan, gelişimini tamamlanmış bir varlık olarak doğmaz. Öğrenmek, değişmek ve olgunlaşmak, insan olmanın bitmeyen bir sorumluluğudur. Ömür boyu aynı düşüncelerde donup kalmak,    insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıktır.

İnsan sadece kendisine karşı değil, içinde yaşadığı topluma karşı da sorumluluk sahibi olmalıdır ama kendisine karşı sorumluluklarını yerine getiremeyen insandan topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmesini beklemek, beyhude bir bekleyiş değil midir?

ÖYLEYSE VE YENİ BİR TOPLUM İNŞA ETMEK İSTİYORSAK,

(Yarın: İnsanın kendisine karşı görevleri)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —