Oku!
Hayatını, onurlu bir şekilde yaşamak için...
İnsan; ailede görgü, okulda bilgi ve sokaktaki tecrübeyle bütünleşmesi beklenen biyolojik bir varlık ama bugün cehaletin cenderesinde sürü(kle)nen de, cesaretle konforunu sürenlerde var ve bunun nedenlerinden en önemlisi ise insanlığın etik değerlerini de yok eden eğitim diye düşünüyorum ki, bilgisizlik ve cehaletin farklılık yarattığını ve bu sonucu doğurduğunu da hepimiz biliyoruz.
Herman Amato'nun¹ dediği gibi; "En uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin... En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan." Zihinlerimiz, parmak izlerimiz gibi bizi farklı kılan değerlerin başını çeker. Farklılıkları kabullenip insanlık paydasında buluşursak o en uzak mesafeleri aşmış oluruz. Meksikalı şair Octavio Paz'ın² da dediği gibi: "İnsan yalnız olduğunun farkında olan tek canlıdır." İşte önemli olan budur, eğer cahil değilsek...
Gerçekten "Çağın en büyük hastalığı düşünme yetisini kaybettiren cehalettir. Bir tarafta DijiÇağ'ın geniş atmosferi içinde boğuluyorken diğer tarafta diploma sahibi olmakla 'insan' olmayı karıştırmamız sonucunda bilginin, liyakatin dışlandığı bir boşlukta değil miyiz?
İbni Haldun'un³ dediği gibi; kendinden öncekileri yok sayma gafletine düşenler "eksik yaratılışlı, geri zekâlı, kalın kafalı yazarlar" değil mi? Sanki insanoğlu kendinden, kendi ırkından, kendi inancından olmayanı yok saymaya genetik olarak kodlanmış gibi...
William Butler Yeats'in⁴ de dediği gibi, "Eğitim, bir kovayı doldurmak değil bir ateş yakmak" zihni çalıştırmaktır. Öncelikle o boşluğu dolduracak tek gücün sorgulayan bir akıl ve okuyan bir yürek olduğu gerçeğini de görmek ve kabul etmek zorundayız...
Bakınız, inandığımız dinin ilk emri "OKU" olmasına rağmen maalesef okumadığımız için sorgulamıyor ve bedelini açlık, sefalet ve mutsuzlukla ödemiyor muyuz?
Babil Kralı Hammurabi⁵, tanrıların kendisine "Topraklarında adaletli ol, güçlünün güçsüzü sömürmesini engelle" dediğini aktarır. Ancak adaletsizlik ve sömürü hep var. Harari’nin⁶ tespitiyle; en zengin %1’lik grup dünya servetinin yarısına sahipken, bu %1'lik kesim insanlık arasında kardeşliğin gelişmemesi için her türlü alçaklığı yapmakta ve dünya, bu finans-kapital çetesinin şeytani organizasyonlarına kurban edilmektedir. Sümer kil tabletlerinde⁷ dendiği gibi; "Bir zamanlar ne korku vardı, ne işkence, adamın rakibi yoktu."
Cehaletin getirdiği felaketi yaşamamanın, her rüzgârda savrulmamanın hatta her sahte rehbere biat etmeye mahkûm olmamanın yolu gerçek bir bilinç sahibi olmayı gerektirir. Artık, "yaşama katılmanın, kendinden başka her canlının ya da cansızın farkına varmanın zamanıdır ve bilinç seviyesi yükselirse bir şeyler yutmaz dünyayı da insanlığı da..."⁸
Değerli okurlar,
Bugün eğitim sisteminin içi boşaltılmış, gençlerimiz "ezberle ve unut" sarmalına itilmiş de olabilir. Ama dünyanın adaletsizliğine, cehaletin karanlığına ve "aç bırak biat etsin" diyenlerin oyununa karşı gerçek kurtuluş yolu, insanoğlunun kendi içinde başlatacağı bir isyan bir direniş göstermektir.
İnsanoğlu bir labirentin içinde aç ve bitap halde çıkış arıyor ama sonuç hep "sabır, şükür, dua" noktasında kalıyor.
Eğer, "Bir kitap beni nasıl değiştirebilir?" diyorsan elindeki kitaba bak; o da bir zamanlar odundu. Ve o kitap içimizdeki donmuş değerleri parçalayacak bir baltadır! Zira, zihni özgürleşen bir genci, ne bir çete kandırabilir ne de bir çıkar odağı satın alabilir. Netice itibariyle; evde başlayan, okulda pekişen ve sokakta korunan o kişilik, ancak okuyarak tamamlanır.
Bu meyanda,
Bu toprakların nasıl vatan olduğunu, bu dünyada hür bir yurttaş, onurlu bir millet olmanın ne olduğunu anlamak zorundayız. Sadece bir tarih kitabı değil, bir milletin küllerinden doğuşunun yani varoluşunun pusulası Atatürk'ün 'NUTUK' adlı kitabını özümsememiz gerekir.
Bir inanca sahipsek ve İslam alimi İmam Gazali’nin⁹ dediği gibi "Akıl, Allah'ın insana verdiği en büyük nimettir; onu kullanmayan, dinin aslına ulaşamaz" diyorsak; yaratılışımıza uygun erdemli bir insan olmayı öğreten kutsal kitabımız 'KUR'AN-I KERİM'i de, hurafe ve biat zincirlerinden kurtulup okumalı ve anlamalıysız.
Değerli okurlar,
İncil, Tevrat, Kur'an'ı Kerim gibi tüm dinler tek Tanrı inancı üzerinedir ve hepsinde; 'Öteki dünya' inancı, meleklere iman, cennet ve cehennem gibi hırsızlık yapmanın, adam öldürmenin, yalan konuşmanın, zina yapmanın günah olduğu da var ki, bu açıdan baktığımızda bu kutsal kitaplar öteki dünyadan ziyade bu dünyanın kitabı değiller midir?
Hatırlatalım ki,
Birçok cerrahi aletin mucidi Zerkavi¹⁰, matematikte 0'ı bulan El-Heysem¹¹, Ömer Hayyam¹², Sind b. Ali¹³, İbn-i Sina¹⁴, El-Battani¹⁵, El-Biruni¹⁶, El-Harezmi¹⁷ gibi bilim insanlarının aslında Kur’an’ın emrini yerine getirmediğini düşünebilir veya söyleyebilir miyiz?
Bakınız, Kur’an-ı Kerim'in de, bu dünyanın kitabı olup olmadığı noktasında; 1987 yılında Kahire’de yapılan “Dünya İslam Tıp Kongresi'nde Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın'ın¹⁸, “Böyle bir kurul kurup da matematikçiler, fizikçiler, kimyacılar ve ziraatçılar tarafından Kur’an‘ın muasır bilim seviyesinde bir tefsirini neden yapmıyorsunuz?” sorusundan da sonuç alın(a)mamıştır, zira 1000'li yıllardan sonra hep "öteki dünya" öne çıkarılmış ve uhrevi ayetlerin tefsiri, yorumu ve fetvalarıyla uğraşılınca da bir gerileme başlamıştır.
Eğer, Kur’an’ı Kerim’in insanlar için fayda sağlamasını istiyorsak, din anlayışımızı da değiştirmeliyiz yoksa Yaradan Allah’tan uzaklaşır, aracı din ve siyaset tüccarlarının ürettiği hayali inancın peşinde birbirimizi yok ederiz ve onlar zenginleşirken, bizler sadakaya muhtaç köleler oluruz. Clifford’ın¹⁹ da belirttiği gibi: “Topluma yönelik tehlike yalnızca yanlış şeylere inanılması değil, onları sorgulama ve araştırma alışkanlığının kaybolmasıdır.”
Bu nedenle, bir yanda "varoluş pusulası" Nutuk, diğer yanda "ahlak pusulası" Kur’an... Bu iki rehber doğru anlaşılmazsa emperyalizmin sömürgesi olmaya devam ederiz. Joseph Stalin'in²⁰, "Fikirler silahlardan daha güçlüdür. Düşmanlarımızın silahlanmasına, fikir sahibi olmalarına neden izin verelim?" sorusu, emperyalizmin neden kitapsız bırakmak istediğinin de cevabı değil midir?
Socrates’in²¹ bir uyarısı var: "Cahillik, bir insanın sadece bilmemesi değil, bilmediğini de bilmemesi ve üstelik bildiğini iddia etmesidir." diyor. Hugo Mercier²² ise “Çoğu zaman hakikatleri aramıyoruz; mevcut inançlarımızı haklı çıkaracak ifadeler bulmaya çalışıyoruz” diyor. Gerçekten, bizi ileriye taşıyacak yol, bilginin ve cehaletin anatomisini anlamaktır ki, Philip K. Dick’in²³ de dediği gibi: “Hakikat, ona inanmayı bıraktığınızda ortadan kaybolmayan şeydir.”
F. Nietzsche’de²⁴, "Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır!" ve böyle bir cehalet ikliminde iktidara gelenler de halkın egemenliğini çalıyorlar...
Değerli okurlar,
Şu ana kadar "oku, oku, oku" dedik. Zira,
okursan; "Polis, subay, doktor, avukat, gazeteci ya da öğretmen olursun, iyi birer insan... Esnaf olur, zanaatkar da olursun... Ama okumayanlar? Kimi aşiret ağasıydı, kimi zengin bir ağanın oğlu... Eline kitap almayan bu herifler, elinde kitapla seçim aldılar....Arka sıraların başarısız talebeleri, ön sıraların çalışkanlarına akıl verir oldular, amir oldular, emir verir oldular.....Garibanın arsasına bir daire verip zengin oldular, müteahhit oldular, paraya kondular. Parayı bulunca partiye verip başımıza vekil de oldular...
Değerli okurlar, Sen yine de oku; namusunla, onurunla, doğrularınla yaşa bu hayatı ki, röntgenin çekildiğinde, omurgan, kemiklerin gözükür en azından..."²⁵
Adına ister beyin çürümesi ister insanlığın kaybı deyin, cahillikle ulaşılan açlık ve sefalet bizi derinden etkiledi. Gözlerimiz görüyor ama bakar-kör olduk. Sorunlara karşı sus pus olduk ki, en kötüsü de bunu bile bile umursamamak ... Kısaca ne cahilliğimizi kabul ediyoruz ne de kaybolan benliğimizi ve ruhumuzu arıyoruz!
Ya umut etmekten ya da mücadele etmekten vazgeçmeliyiz. Halet-i ruhiyemizin huzur ve mutluluk vermesi cehaleti yenmemize bağlı, yoksa hep zavallı kalmaya mahkûmuz demektir.
Günümüzün teknolojik devrim dünyasında ayakta kalabilmek insanca yaşayabilmenin yolu, bilimi kılavuz etmektir.
Neticeten,
Kitap okumak geleceği bilgece inşa etmektir. Hayatı sağlık, huzur ve mutluluk dolu yaşamak için; dilini, dinini ve geçmişini bilmek ve anlamak, Yaradan'ın verdiği aklı kullanmak ve yaşamı sorgulamak zorundasın. Böylece hem dünyanı keşfedersin hem de harika şeyler yaratırsın...
Yeter ki, Cehaletin karanlığına ışık tutmak için kitap okuyan bir yürek ol.
Oku,sorgula ki hakikati gör...
Seneca'nın²⁶ dediği gibi: "Kitapsız yaşamak; kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır."
Suat UMUTLU²⁷
27 OCAK 2026
Dipnotlar;
(1) Herman Amato: Brezilyalı düşünür ve yazar. İnsanlar arasındaki iletişim kopukluğunu "en uzak mesafe" metaforuyla anlatan dizeleriyle tanınır.
(2) Octavio Paz (1914-1998): Meksikalı Nobel ödüllü şair ve deneme yazarı. İnsanın varoluşsal yalnızlığı üzerine derin çözümlemeleriyle bilinir.
(3) İbn-i Haldun (1332-1406): Modern sosyolojinin ve tarih felsefesinin kurucusu kabul edilen İslam bilgini.
(4) William Butler Yeats (1865-1939): İrlandalı şair, yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
(5) Hammurabi (M.Ö. 1810-1750): Babil Kralı. Adaleti yazılı kanunlarla sağlama girişiminin tarihteki öncüsü.
(6) Yuval Noah Harari (1976 - ...): Dünya çapında yankı uyandıran "Sapiens" kitabının yazarı, tarihçi.
(7) S.N. Kramer (1897-1990): Dünyaca ünlü Sümerolog. "Tarih Sümer’de Başlar" kitabının yazarı.
(8) Neval Savak: Çağdaş yazar ve şair. Makalelerinde toplumsal farkındalık konularını işler.
(9) İmam Gazali (1058-1111): İslam düşünce tarihinin en büyük alimlerinden, felsefeci ve mutasavvıf.
(10) Zerkavi (936-1013): Modern cerrahinin babası kabul edilen Endülüslü tıp bilgini.
(11) İbn-i Heysem (965-1040): Optik biliminin kurucusu, fizikçi ve matematikçi.
(12) Ömer Hayyam (1048-1131): İranlı astronom, şair ve matematikçi.
(13) Sind b. Ali (9. Yüzyıl): Abbasi dönemi matematikçisi ve astronomu.
(14) İbn-i Sina (980-1037): "Avicenna" adıyla bilinen, tıp dünyasına asırlarca yön vermiş deha.
(15) El-Battani (858-929): Trigonometrinin gelişimine büyük katkı sunan astronom.
(16) El-Biruni (973-1048): Birçok bilim dalında eser vermiş evrensel deha.
(17) El-Harezmi (780-850): Cebir biliminin kurucusu.
(18) Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın (1954 - ...): Beyin cerrahı, bilim insanı ve edip.
(19) W.K. Clifford (1845-1879): "İnanç Etiği" üzerine çalışmalarıyla bilinen matematikçi ve filozof.
(20) Joseph Stalin (1878-1953): Sovyetler Birliği'nin lideri.
(21) Socrates (M.Ö. 469-399): Batı felsefesinin temel taşlarından olan Yunan filozof.
(22) Hugo Mercier: Bilişsel bilimci, insan akıl yürütmesi üzerine uzmanlaşmıştır.
(23) Philip K. Dick (1928-1982): Hakikat ve gerçeklik üzerine düşünen Amerikalı yazar.
(24) F. Nietzsche (1844-1900): Modern felsefeyi derinden etkileyen Alman filozof.
(25) Prof. Dr. Tevfik Dalgıç: Eğitim ve toplumsal liyakat üzerine eleştirileriyle tanınan akademisyen.
(26) Seneca (M.Ö. 4 - M.S. 65): Stoacı filozof, devlet adamı.
(27) Suat Umutlu Yazı Arşivi
"Bugünler Bilginin ve Cehaletin Anatomisini Anlamak"
https://www.toplumsal.com.tr/bugunler-bilginin-ve-cehaletin-anatomisini-anlamak
Zihinlerde Devrim"
https://www.toplumsal.com.tr/zihinlerde-devrim-l-suat-umutlu-yazdi
"Chalet-i Ruhiye"
https://www.toplumsal.com.tr/chalet-i-ruhiye